Showing posts with label yazarlar. Show all posts
Showing posts with label yazarlar. Show all posts

Yazarlar Twitter'da neler yazıyor?

Oscar Wilde yaşasaydı, o ölümsüz sözlerini Twitter’dan paylaşır mıydı bilemeyiz ama her gün Oscar Wilde’ın bir özlü sözünü Twitter’da görmek mümkün.

Herkesin söyleyecek bir şeyleri olduğu Twitter dünyasında, ilginç bir şekilde yazarlar ya Twitter’a girmemeyi tercih ediyorlar ya da ürkek ürkek ilerleyip, bu sosyal alandaki kimliklerini temkinli bir şekilde oluşturuyorlar.

Twitter mesajlarını takipçileriyle paylaşan yazarlardan bazıları ve 140 karakteri nasıl kullandıkları…


Neil Gaiman

Twitter öncesi de inanılmaz bir hayran kitlesi olan, The Sandman çizgi romanlarının yazarı Gaiman, takipçileriyle her şeyini paylaşıyor. Romanları, çizgi romanları ve filmleri hakkında sorulan soruların çoğuna kişisel cevaplar veriyor, özel hayatını paylaşmaktan çekinmiyor.

Takipçi sayısı: 1.605.082



Elif Şafak

Uluslararası yazarlarımızdan Şafak, listemizde hiç kimseyi takip etmeyen tek kişi. Twitter’ı doğru bir platform olarak yazma sürecini, kitapları hakkında yazılanları, programını ve inandığı sosyal konuları paylaştığı bir alan olarak kullanıyor. Türkçe yazdığı Twitter mesajlarını hemen İngilizce’ye çevirerek paylaşan Şafak, genelde tutuk ve tek taraflı bir mesaj kaygısında.

Takipçi sayısı: 185,092

Yazının devamı GaGa bloG'da

Hollywood büyük yazar ve şairlerden ne istiyor?

Şu sıralar sinemalarda gösterimdeki iki film, iki büyük edebi ismin son yıllarını anlatıyor: Tolstoy ve İngiliz Romantik şair Keats. Anna Karenina’yı okumadıysanız ya da Keats’in şiirlerine yabancıysanız, ‘The Last Station’ ve ‘Bright Star’ iyi birer seyirlik olabilir. Ama bu iki isim bir şekilde hayatınıza dokunduysa, büyüyü bozmamanız tavsiye olunur


Tolstoy’un ölmeden önceki son bir yılını anlatan The Last Station, belki de Tolstoy’dan çok, daha gündelik dertlerle boğuşan karısı Sofya’ya odaklandığı için ilgiyle izlenen bir film. Gene şu anda sinemalarda oynayan Bright Star, İngiliz edebiyatının son romantiklerinden olmasa da son Romantik şairi olan Keats’in Fanny Brawne’la yaşadığı aşkı anlatıyor. Filmi, iyi bir biyografiden çok iyi bir aşk filmi olarak izlemek daha hayırlı olur.

Hollywood’un gerçek yaşam hikayelerine bayıldığını, biyografik filmleri elinden geldiğince romantik ve dramatik bir hale dönüştürme eğilimli olduğunu çoktan biliyoruz. Kostümü, dekoru, sanat yönetimini, senfonik film müziğini ve de çeşit çeşit aksanı en iyisiyle yapan Hollywood için, hazır hayat hikayeleri bulunmaz nimet. Hele bir de, bu hayat hikayelerinde örselenmiş çocukluklar, tutkulu aşklar, bağımlılık ve biraz da delilik varsa, bekle beni Oscar.
Related Posts with Thumbnails