Angrier, more aggressive Madonna rocks Istanbul
Madonna performed in Istanbul June 7 on the third stop in her latest MDNA tour. The show was vintage Madonna, edgy Madonna, a re-invented Madonna, and an all-too-familiar in-your-face Madonna. Singing perhaps a little too much from her new album MDNA for the casual fans’ taste, the Queen of Pop nonetheless managed to impress with a two-hour extravaganza of singing, dancing, acrobatics, visual effects and costumes.
With nine concert tours undertaken throughout her career, the MDNA Tour is the darkest Madonna has ever done. This was a concert of war, anger and aggression. But against whom it was directed is a bit muddled. There were guns, a shooting rampage on Madonna’s part against her male dancers, a choreographed dance of eye-flinching torture, prison violence and blood, lots of blood splattered across giant screens. Madonna definitely had some issues to work out. She was angry at ex-husbands, ex-lovers, the male authority figures, high school bullies, the church, and a pop star who is 28 year her younger.
Click here for full article (Hürriyet Daily News)
Guess who’s not coming to Turkey?
Turkish people like to boast about their hospitality. They enjoy being thought of abroad as having a culture that takes pride in opening its doors to everyone. However, there are times when hospitality turns into hostility. Sometimes things break out into public feuds when the guest in question is someone of international fame who has somehow offended the very delicate Turkish pride.
Earlier in February, the unwelcome guest was the American novelist Paul Auster, and the person who made it public that Auster was not welcome in Turkey was none other than Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan. After his latest book, Winter Journal, was published in Turkey months before its publication in the USA, Auster gave an interview to daily Hürriyet, in which he said that he refused to visit Turkey “because of imprisoned journalists and writers.”
Erdoğan shot back the next day, “As if we need you? Who cares if you come or not? Would Turkey lose prestige?” Calling him “ignorant,” Erdoğan accused Auster of hypocrisy for having visited Israel. “Aren’t these the ones that rained bombs on Gaza?” he wondered.
Click here for full article (Hürriyet Daily News)
Madonna konserine gidince
Madonna’nın hiç yorulmayan ayaklarının tozu henüz sahnede, stadyuma uzaktan vicdan gibi bakan dev Game Over yazısı oyunun sona erdiğini haber veriyor. Konserin şokunu henüz atamamış biz izleyicilere de ‘ölmeden yapılması gereken şeyler’den birini listemizden silmiş olduğumuzu hatırlatıyor. Popüler kültürün dinin görevlerini üstlendiği, Olimpos tanrılarının yeni vücutlarıyla beyazperdeden ve MTV’den biz ölümlülüleri büyülediği bir çağda, Tanrıça’ya yakınlaşabileceğimiz kadar yakınlaşıyoruz.
Düzenli olarak kendi rekorlarını kıran Madonna’nın, tarihin en çok hasılat yapan konseri Sticky & Sweet’in bitişe yakın ayağı Sofya’da Türkiye’den bir grup hayranını Bulgarlar’la bir araya getiren konseri, büyük bir olasılıkla 1980’lerdeki Virgin Tour konserlerinden beri kendisinin de en çok eğlendiği turne olarak biz Madonna hayranları için ayrı bir anlam taşıyor. Zamanında, ‘Tanrı kadar ünlü olana kadar mutlu’ olmayacağını beyan eden Madonna, hedefine çoktan yaklaşmış olmanın, çoluk çocukla ayrı bir ruh halini yaşamanın ya da bir süredir Amerika’ya kıyasla Avrupa’nın daha az rekabetçi şöhret ortamında temizlenmesinin etkisiyle, çıkış yaptığı dönemlerini hatırlatan bir gençlik enerjisiyle yeniden doğuyor.
Gerçi Madonna için ‘yeniden doğuyor’ demek, dünya kendi etrafında dönüyor demek gibi bir şey oluyor ama, iki saatlik Sticky & Sweet konseri Madonna’nın geldiği nokta hakkında çok şey söylüyor. Saatlere yayılan geleneksel konser bekleyişi sırasında, bir podyumla tamamlanan sahnenin ince bir şekilde temizlenmesi, her köşenin ses ayarının özenle yapılması ve içi içe geçen dijital silindirlerle sahnenin ortasındaki dev küre, Madonna konserlerinin mükemmeliyetçilikte son noktada olduğunu hatırlatıyor. Konser öncesi stadyumu gaza getiren, Madonna’nın şarkılarıyla da defalarca oynamış olan DJ Paul Oakenfold’un sahnesi sırasında Madonna’nın dansçılarının gelişigüzel sahnede koşturmaları ise, konserin kimi önceki Madonna konserleri gibi aşırı planlı, keskin yapısıyla esneklikten uzak ve de mesafeli bir gösteri izlemeyeceğimiz hissini veriyor.
Madonna’nın çocuk bahçesi

Madonna, konser boyunca kendi tarihini bir yandan hatırlatırken, bir yandan da bu tarihi yeniden yazıyor. Kadınların popolarına şaplak atan, sonradan kazanılan parayla sokak yaşamını havuz partilerine ve havalı arabalara taşıyan, varoş mafyası gangsta zenci müziğiyle flört ettiği 2000’lerin Madonna’sıyla başlayan konser, bir süre sonra Madonna’nın kariyerini başlatan 1980’ler New York sokak kültürünü yeniden yaratıyor. 1980’lerde ölen yakın arkadaşı Keith Haring’in dans eden pop art figürlerinin görüntüleriyle bir örnek dans eden, gökkuşağının her rengine bürünmüş dansçılarıyla Madonna, bir kez daha çok cinsiyetli, vurdumduymaz, gençlere özgü naiflikle dünyaya meydan okuyan kendine özgü alternatif çocuk bahçesini yaratıyor. Onlarca kimlikten oluşan potburisine bu sefer de kız çocuğu ve erkek çocuğunu ekliyor.
New York metrosundan sokağa fırlayan Madonna ve dansçıları müzikten, eğlenmenin gücünden besleniyor ve toplumun dayattığı her role bitmeyen bir heyecanla orta parmaklarını uzatıyorlar. Madonna bir kez daha hem Marilyn, hem Marlon; hem bakire, hem sürtük; hem kadın, hem erkeğe dönüşerek, özünden bir şey kaybetmediğini hatırlatıyor. Music şarkısının ortasında duruyor, bir kız çocuğunua dönüşerek, incelttiği sesiyle çevresindekilerden yardım istiyor. Birkaç saniye sonrasında da, yükselttiği sesiyle yardımına gene kendisi koşuyor ve küçük kızın yerini kasıklarını ileri geri sallayan maço bir adam alıyor.
Yeni Madonna, eski Madonnalar’ı döver

Konser boyunca Usher, Justin Timberlake, Britney ve Michael Jackson’la şarkı söyleyip, dans eden Madonna New York metrosu, zenci mahallesi ve bir boks ringiyle beraber, İspanyol ve çingene mahalleleri yaratarak, müziğinde sürekli göz kırptığı Akdeniz/Latin/Afrika melodi ve ritmleriyle, La Isla Bonita’ya yepyeni bir dünyanın kapılarını açıyor. Madonna gezgin ruhunu çingenelerin oynak ritmlerinde yeniden yaratıyor.
Get Stupid şarkısının yeniden düzenlemesinde Madonna dünya meselelerine duyarlı olduğunu, ekranlardan geçen savaş ve iklim değişikliği görüntüleriyle gözümüze sokuyor. Mandela, Bono, Oprah, Michael Moore, Al Gore ve Obama görüntülerinden sonra, tartışma yaratma potansiyeli hiç bitmeyen Like A Prayer, farklı dinlerin barış mesajlarını gönderirken, Madonna İsa’nın ağzından biz ölümlülere “yeniden döneceğini” hatırlatıyor. Yeniden yaşadığı ergenlikle, çoğu sporcunun rüyasında göremeyeceği vücuduyla, koerografi sözcüğünü yeniden tanımlayacak gösterisiyle Madonna, her şeyden önce en rahat hissettiği yerin sahne olduğunu bir kez daha gösteriyor. Trend belirleyci, kışkırtıcı, çağın nabzını tanımlayıcı bilumum Madonna kimliğinin tepesinde yer alan en güçlü Madonna kimliği, sahne kadını diğerlerini gölgede bırakıyor. Madonna, sahne benim oyun alanım diyor, bizler de ağzımız açık onu izliyoruz.
